in , ,

ABD ve Avrupa, Ukrayna’ya 2014’ten beri savaş ekonomisi kuruyor: Paralar kime gidiyor?

Buse Söğütlü

Biz savaşın ilk günlerinden bu yana Batı'dan Ukrayna'ya yoğun askeri ve maddi yardımı daha fazla görüyor olsak da Maydan darbesinden bu yana Batı'nın Ukrayna'ya akıttığı paralarla ilgili ciddi yolsuzluk iddiaları ve hatta ABD'de bu yolsuzluklarla ilgili yürütülmüş soruşturmalar var.

Rusya-Ukrayna savaşı, sıcak çatışmaların yanı sıra Batı’nın Ukrayna’ya yaptığı yardımlarla da adından söz ettiriyor. Aslında bu yardımları savaşın patlak vermesinden başlatmak pek isabetli değil çünkü bölge üzerine uzun süredir çalışan isimler ve gazeteciler bu yardımların 2014 Maydan darbesi dönemine dayandığını ifade ediyor.

Biz savaşın ilk günlerinden bu yana Batı’dan Ukrayna’ya yoğun askeri ve maddi yardımı daha fazla görüyor olsak da Maydan darbesinden bu yana Batı’nın Ukrayna’ya akıttığı paralarla ilgili ciddi yolsuzluk iddiaları ve hatta ABD’de bu yolsuzluklarla ilgili yürütülmüş soruşturmalar var.

Sadece Brüksel,  2014 Maydan darbesi ile 2022 arasında Ukrayna’ya 15 milyar avro harcadı. ABD Başkanı Joe Biden da Ukrayna’ya 800 milyon doları savunma, 500 milyon doları ekonomi alanında olmak üzere 1,3 milyar dolarlık ek yardım sağlayacaklarını duyurdu. Hatta savaşın patlak vermesinin ardından dondurulan Rus mal varlıklarının Ukrayna’ya devri de güçlü şekilde konuşulan desteklerden bir tanesi. Öyle ki Ukrayna Maliye Bakanı Sergey Marçenko, söylentileri yalanlamayarak bunun hukuki yollarını arayacaklarını ifade etmişti.

Bölge üzerine yoğun ve sistemli çalışmaları bulunan Emre Köse, 3 Mayıs’ta “Batı’dan Ukrayna’ya akan paralar kimin cebine giriyor?” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Yazıda Maydan darbesinden Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesine kadar geçen süreçte Batı’nın yardımlarının kimlerin cebine gittiği ve bu konuyla ilgili ABD’de yürütülen soruşturma konu ediliyor.

Köse’ye 2014’ten bu yana ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’ya neler verdiğini, ABD’de soruşturmaya konu olan Privat Bank hadisesini ve el konulan Rus mal varlıklarının Ukrayna’ya aktarılmasının olası sonuçlarını sorduk.

Ukrayna savaşının patlak vermesinin ardından Batı’dan Ukrayna’ya devasa boyutta para ve silah yardımı aktı. ABD ve Brüksel’in bu yardımları sürdüreceği de açık. Ama bu akış yeni değil. 2014 Maydan darbesinden bu yana Batı, Ukrayna’ya neler verdi?

Donetsk ve Lugansk’ın Kiev’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra lokomotifi Almanya ve Fransa olan AB, aslında şimdiye dek uzlaşmacı bir tutum gösterdi. Dolayısıyla silah yardımları konusunda ABD’den çok daha cimri davrandılar. Bunun sebebi Avrupalı sanayicilerin tercihleriydi. Özellikle Alman sanayisinin Donbass’ta geniş çaplı yatırımları vardı ve uzun bir süredir savaş kaynaklı istikrarsızlıktan bir an önce kurtulma niyetindeydiler. Ayrıca bilindiği üzere Avrupalı sanayicilerin Rus doğalgazına olan bağımlılığı da Moskova ile ilişkilerinin temel belirleyeni oldu. Bu denge, Berlin’de Yeşiller’in dışişleri ve ekonomi bakanlığını devraldığı yeni hükümetle ve devamındaki Ukrayna harekatıyla değişti. En son Kuzey Akım-2 projesinin askıya alınması ve son birkaç haftadır petrol ve doğalgaz ambargolarının gündeme getirilmesi, Brüksel’in artık tümüyle ABD ajandasına biat ettiğini gösteriyor.

“Paraların ciddi kısmı Ukraynalı oligarkların kasasına aktı”

6 Nisan 2014’te Ukrayna Ulusal Güvenlik Konseyi, Donbass’a hücum başlattı. Bu Güvenlik Konseyi’nin tek başına aldığı bir karar değil, aslında CIA tarafından verilmiş bir direktifti. Bu komplo teorisi değil. Birkaç gün sonra CIA şefi John Brennan’ın sahte isimle Kiev’de üst düzey yetkililerle toplantı yaptığı ortaya çıktı ve Beyaz Saray, birkaç gün sonra medyanın konuya dair iddialarını kabul etti. Kremlin’in Donbass cumhuriyetlerini tanıması, Washington yönetiminin, Kuzey Akım-2 hattının uzun zamandır beklediği sonunu ona gümüş tepside sundu. ABD açısından şu an işler yolunda.

AB’nin politikası Ukrayna’ya Rus yatırımının yerini ikame etmesi için Ortaklık Anlaşması kapsamında hibe ve teşvikler sunmak oldu. Fakat bu paraların ciddi bir kısmı, Ukraynalı oligarkların kasasına aktı ve onlar da bu yüklü miktarda parayı paravan şirketler üzerinden başta Kıbrıs olmak üzere vergi cennetlerine zulaladılar. Timoşenko ve Kolomoyksiy’in yolsuzlukları bu konuda en bilinenleri. ABD ise Kiev’e krediler sunma yolunu seçti ve yardımların kayda değer kısmı silahlardan oluşuyordu. Minsk sürecinin sunduğu statüko ve sükunet ortamında silah yardımları devam etti, aslında Ukrayna ordusu, Rusya ile nihai savaşta özenle eğitilip donatılmış oldu. Ve kamu bütçesiyle yapılan silah yardımlarının kazananı Lockheed Martin, Raytheon gibi silah tekelleri oldu.

Siz Kiev’e akan paraların aslan payını Ukraynalı oligarkların aldığını yazıyorsunuz ve Zelenskiy’in hamisi Yahudi oligark İgor Kolomoyskiy’in adının karıştığı olaylardan söz ediyorsunuz. Maydan darbesi sonrası IMF’nin Ukrayna’ya verdiği kredilerin büyük kısmının Ukrayna Merkez Bankası ve Kolomoyskiy-Bogolyubov idaresindeki Privat Bank’a aktığı bilgisini veriyorsunuz. Bu süreçte ABD’de bazı soruşturmalar yürütülüyor ve IMF kredilerinin birbirlerine borç veren bankalar aracılığıyla kaçırıldığı ortaya konuyor. Soruşturmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz? ABD bunlara neden sessiz kaldı? 2019 yılında bu dosya nasıl yeniden açıldı?

Aslında Maydan’ın organizatörleri arasındaki Timoşenko’nun da benzeri suçlara karıştığı konuşuldu. Veya eski Ukrayna Devlet Başkanı Leonid Kuçma’nın damadı Viktor Pinçuk’un IMF’in sunduğu kredilerle Clinton Vakfı’na seçim kampanyası sürecinde yardımcı olması vardı. Trump aleyhindeki Rusya soruşturması tümüyle yalanlar üzerine kuruluydu ama Batı ana akım medyası “Ukraynagate” dosyasının üzerini sürekli örtmeye çalıştı.

“Bu canavarların büyümesine ve savaşa hazır hale gelmelerine en büyük katkıyı Kolomoyskiy sundu”

İgor Kolomoyskiy örneği ise başlı başına film senaryosu gibi… 2016’ya kadar Kıbrıs’ın GSYİH’sinin yaklaşık iki katı kadar parayı zimmetine geçirdi. Kolomoyskiy ve ortağı Gennadiy Bogolyubov’a ait Privat Bank’a sunulan IMF kredilerinin hiç edilmesi de özünde 2014 ve 2015’te makbul sayılmayan medyada teşhir edilmişti. Fakat belli bir süre boyunca Kolomoyskiy, Donbass’ta savaşan neo-Nazi grupların finansörlüğünü üstlendi. Dinyeper Valisi olarak görev yaptığı dönem çok kritik; zira Azak, Aydar ya da Dinyeper-1 gibi grupların toplumsal desteği her zaman zayıftı ve “bağış” toplamalarına elverişli bir ortam söz konusu değildi. Bu canavarların büyümesine ve savaşa hazır hale gelmelerine en büyük katkıyı Kolomoyskiy sundu. Washington da bu cömertliğin karşısında Kolomoyskiy hakkındaki adli soruşturmaları yukarıdan talimatlarla askıda bekletti.

2019’da Vladimir Zelenskiy’in seçilmesiyle bu konu Kongre Demokratlarının yeniden aklına geldi. O gün Donald Trump aleyhinde yürütülen azil soruşturmasının gerekçeleri de tümüyle Ukrayna ile alakalıydı, hatırlayan olacaktır. Ve Delaware bölge mahkemesinde Kolomoyskiy ve ortaklarına dava açıldı ve çok önceden teşhir edilen yolsuzluklar mahkeme tutanaklarında geçmeye başladı. 2020’de Joe Biden’ın göreve başlar başlamaz Ukrayna’da ilk işi Kolomoyskiy’e savaş açmak oldu. İlk yaptırımlardan biri ona uygulandı. Nedeni de şuydu; Zelenskiy, Kolomoyskiy’in talimatıyla Donald Trump’la iyi geçinmeye çalıştı ve ayrıca Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden Jr’ın Ukrayna’da karıştığı yolsuzlukların soruşturulmasında Trump ile işbirliğine çok yakınlaştı.

Washington ile Kiev arasındaki ilişkilerin 24 Şubat’tan önceki durumuna, 2019-2021 zaman diliminde medyada çıkan haberlere bakmak faydalı olabilir; Biden, Zelenskiy ve ardındaki sermayedarlarla kanlı bıçaklı.

Privat Bank örneği dışında başka örnekler de var mı?

Viktor Pinçuk ve Yulya Timoşenko da aynı yolsuzluk şemalarını kullanmışlardı. Ancak Pinçuk, Washington Demokratlarının en yakın dostlarından biri, aldığı paraları yasa dışı yollarla da olsa onların hesaplarına geri gönderdi. Bir de evet, alınan o kredilerin geri ödemeleri de kamu bütçesinden yapılmaya devam etti. Ukrayna, ABD’nin vasalı olan tüm ülkelerle aynı kaderi paylaşıyor aslında.

Bir süredir haberlerini takip ettiğim Stanislas Balcerac adında bir Polonyalı gazeteci var. Timoşenko’nun 2019 devlet başkanlığı seçimlerinden önce Kolomoyskiy’in Polonya’daki yolsuzluklarına yardım-yataklık ettiğini söylemişti. Bunu da seçimlerde Poroşenko’nun karşısına çıkabilmek için mali destek alma umuduyla yaptığı iddia etmişti. 2018’deki haberde “Kolomoyskiy’in Polonya’daki ferroalaşım sektörünün yanı sıra havacılıkla da geniş alakası var. Dniproavia uçaklarından bazıları hala Katowice havaalanında saklanıyor” demiş. Balcerac, Kolomoisky’nin Ukrayna’nın sivil havacılık tekeli Ukrayna Havacılık Grubunu (Dniproavia, Aerosvit, Donbassaero) işlettiği sırada, Polonyalı havayolu şirketi LOT’u ucuza devralmak istediğinden şüpheleniyor. Bu süreçte de Timoşenko, eski Ukrayna Başbakanı Pavel Lazarenko’yle birlikte Kolomoyskiy’in cüzdanına kamu bütçesinden para gönderiyor.

“Amerikan yargısının bir savcılık iddianamesi dışında yürütülmüş herhangi bir yargı süreci yok”

Bu konu hakkında Amerikan yargısının bir savcılık iddianamesi dışında yürütülmüş herhangi bir yargı süreci yok; soruşturmada yer alan savcılardan biri, ilginçtir, Rusyagate soruşturmasının özel yetkili savcısı Robert Mueller…

Bugün ise Rusların dondurulan mal varlıklarının Ukrayna’ya bağışlanacağı söylentileri dolaşıyor. Ukrayna Maliye Bakanı Sergey Marçenko, bunun ne şekilde mümkün ve yasal hale geleceğini hukuk uzmanlarının yardımıyla anlamaları gerektiğinden bahsetmişti. Bu mümkün mü? Önceki süreçler ve savaş hali de göz önüne alındığında Rusların dondurulan mal varlıklarının Ukrayna’ya resmi ya da gayriresmi yollarla bağışlanması nasıl sonuçlar doğurur?

Rusların Batı bankalarındaki varlıklarının dondurulması, Moskova’nın yaptığı en büyük hatalardan biriydi. Bazıları bilinçli yapıldığını da söylüyor; Rus yerli sermayesinin temsilcisi Sergey Glazyev gibi… Bunun Yeltsin artığı ve Batı kapitalizmi adına çalışan Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina tarafından bilinçli bir şekilde yapıldığını öne sürdüler. Duma’nın iktisadi politikalar komisyonunun başkan yardımcısı Mihail Delyagin de şunu söylemişti: “Nabiullina, düşmanlarımıza 315 ila 400 milyar dolar arasında bir hediye verdi. 2013’te Nabiullina’nın atanması mali ve iktisadi bir felaketle eş anlamlıydı. Devlet Başkanı’ndan destek alacaksanız ülkeyi yok etmeniz gerekiyor”.

Rusların dondurulan mal varlıklarının kamulaştırılması süreci bu kriz ortamında mümkün görülebilir. Polonya halihazırda bu yönde adımlar attı. Gidenin gittiği aşikar ama Rusların bu durumdan ciddi bir ders çıkardığı ve ileride adımlarını ona göre atmayı öğreneceği muhakkak. Sol muhalefet, halihazırda Rusya’dan çekilen Batılı şirketlerin varlıklarını kamulaştırma teklifini sunuyor. Bu teklife Kremlin’den olumlu yanıt henüz gelmedi ve gelmeyecek gibi de görünüyor. Bu düğüm, belli ki Rusya’da Yeltsin artıkları ile yerli sermaye temsilcileri arasındaki savaşın bitmesiyle çözülecek. Rusya’nın iktisadi politikalar, yerli sermaye temsilcileri ile iradesini tamamıyla Batı kapitalizmine devretmiş teknokratlar arasındaki güç dengesi üzerine kuruluydu ve önce 2014’deki Kırım yaptırımları bu dengeyi sarstı, şimdi ise kavganın açıktan yürütüldüğüne şahit oluyoruz.

Gazete Yolculuk

What do you think?

5.5k Points
Upvote Downvote

Wenn ein leichter Zuwachs in den Mangel führt

CİLDİ YENİLEMEK İÇİN 6 ALTIN ÖNERİ