Rus dışavurumculuğunun öncülerinden Leonid Andreyev’in Şeytan’ın Günlüğü romanı, şubat ayında Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Eserlerinde realizm, natüralizm ve sembolizm öğelerini kendine has kötümser üslubuyla birleştirerek özgün bir tarz yaratan Andreyev’in bu eseri, insana dair hayal kırıklığını kayıt altına almış bir klasik.
Rusların Edgar Allan Poe’su olarak kabul edilen Leonid Andreyev’in Şeytan’ın Günlüğü romanı, şubat ayında raflarda. Andreyev bu kitapta, insana dair sınırsız hayal kırıklığını ve 21. yüzyılda insanlık adına kaybettiklerimizi ustalıkla ortaya koyuyor.
Şeytan, cehennemde canı sıkıldığı için yalanlar söylemek ve oyunlar oynamak üzere Amerikalı bir milyoner görünümünde dünyayı ziyaret eder. İnsan suretine bürünme konusunda deneyimli sadık uşağıyla Roma’ya uzanan yolculuklarında talihsiz bir kaza sonucu yolları esrarengiz insanlarla kesişir.
Şeytan’ın insana dönüşme serüveniyle elde ettiği deneyimler, insanların iç yüzüne dair gözlemleri, tanık olduğu günahlar, hainlikler, ikiyüzlülükler kendi sınırlarını bile aştığında artık saf ve acınası bir varlık haline gelmiştir, kötülüğün doğası ve insanlık durumu karşısında şaşkınlığa uğrayan Şeytan bu kez de dünyadan kaçış yollarını arayacaktır.
LEONİD NİKOLAYEVİÇ ANDREYEV, 1871’de Oryol, Rusya’da orta sınıf bir ailenin oğlu olarak doğdu. 20 yaşında St. Petersburg Üniversitesi’ne başladı. Zor geçen üniversite yıllarında birkaç kez intihar girişiminde bulundu. Daha sonra Moskova Üniversitesi’ne geçiş yaparak hukuk eğitimi aldı. Okulu bitirdikten sonra polis muhabirliğine başladı, bu sırada hikâyeler yazıyor, dergilere ve gazetelere yolluyordu. Ünlü yazar Maksim Gorki, Andreyev’i edebî kariyerine daha fazla ağırlık vermesi konusunda destekledi. Rus dışavurumculuğunun öncüsü kabul edilen Andreyev realizm, natüralizm ve sembolizm öğelerini kendine has kötümser üslubuyla birleştirerek özgün bir tarz benimsedi. Roman ve öykülerinin yanı sıra çok sayıda oyunu da bulunan Andreyev, Rus realist komedyası üzerine yoğunlaştı. Son romanı Şeytan’ın Günlüğü’nü tamamladıktan birkaç gün sonra, 1919’da Finlandiya’da öldü.
AYŞE HACIHASANOĞLU, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1973’te bitirdikten sonra yedi yıl çevirmen olarak SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çalıştı. Bu dönemde Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi ve Bir Karagün Dostluğu çevirileri yayımlandı. Dostoyevski’den Karamazov Kardeşler ve Uysal Kız, Tolstoy’dan Kısa Öyküler, Kafkas Esiri ve Diriliş, Turgenyev’den Babalar ve Oğullar, Gorki’den Seçme Öyküler – Makar Çudra, Bozkırda, Seyirciler, Amerika’dan İtalya’ya, Edebî Portreler ve Aleksandr Bogdanov’dan Kızıl Yıldız ve Vasili Grossman’dan Yaşam ve Yazgı çevirileri arasındadır.