in ,

Şarkıların her biri birer hikaye

Deniz SCHULZE

Dr. Gabriel Pareyon, 400 yıl öncesinin enstrümanlarıyla 8 Aztekçe şarkı besteledi. Pareyon, “Bu şarkıların her biri birer hikaye. Doğumdan erişkinliğe ve yaşlılıktan ölüme kadar insan yaşamını anlatıyorlar” diye konuştu.

Almanya Berlin’deki Bavul Kafe’de eski Meksika dili, Aztekçe şarkı dinletisi yapıldı. 400 yıl öncesinin enstrümanlarıyla Meksika Ulusal Müzik Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Gabriel Pareyon tarafından bestelenen Aztekçe 8 şarkı oldukça ilgi gördü. Bu kısa röportajda akademik çalışmalarının yanında bir kompozitör ve müzikolog olan Dr. Pareyon’a sorularımı yönelttim. Sorularımızı yanıtlayan Dr. Pareyon geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye yaptığı ziyaretler sırasında, Anadolu ve Mezopotamya müziği hakkında da bilgi edindiğini ve farklı uygarlıkların sentezi, halk müziğinden etkilendiğini belirtti.

Öncelikle şu soruyla başlayalım, bestelediğiniz 8 şarkıda nelerden bahsediliyor?

Bu şarkıların her biri aslında birer hikaye. Doğumdan erişkinliğe ve yaşlılıktan ölüme kadar insan yaşamını anlatıyorlar. Bu hikayeleri seçerken aynı zamanda, farklı nesnelerden yapılan yerli enstrümanların kullanılmasına dikkat edildi. Bu nesneler arasında, kemik, taş, ağaç kovuğu gibi farklı doğal cisimler kullanıldı.

AZTEK KÜLTÜRÜNÜ KURTARMAK GEREK

Aztekçe dili ve bestelediğiniz şarkılar arasında nasıl bir paralellik söz konusu?

Tahmin edilebileceği gibi İspanyol işgali sonrasında yerli kültürel öğeler de ağır bir saldırıya uğradı, kimileri ortadan kayboldu. Biz öncelikle, gerek kareografi gerekse müzikal öğeleri ve enstrümanları kullanarak kültürümüzün korunmasını amaçlıyoruz. Bugün bizim yaptığımız elbette bir ´kültürel milliyetçilik´ olarak adlandırılamaz. İspanya İmparatorluğu’nun bir sömürgesi olduğu dönemlerde Meksika’da kültür, İspanyol kültürüyle bir tutuldu. Bu yüzden günümüzde sömürgeciliğin izleri hâlâ mevcut. Hâlâ Meksika’da eğer İspanyol veya İngiliz kökenli bir beyazsanız ya da bu dillere hakimseniz zenginliklerden yararlanma şansınız daha yüksek oluyor. Ayrıca yoksulluk günümüzde yerli halkların en büyük problemi. Bu durum kaçınılmaz olarak yerli direnişlerine de yansımış durumda.

Yaptığınız yerli müziğe nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Aldığımız yanıtlar bizi inanılmaz motive ediyor. Sonuçta biz, yerli dilinde bestelerle seslendirdiğimiz şarkılarımızda yerli halkın hikayelerini dile getiriyoruz. 10-12 yıl önce ülkede yerli direnişleri olmuştu. O günkü yerli dostlarım ve öğrencilerimle birlikte bir koro kurma fikri bu direnişler sırasında ortaya çıktı. Sanıyorum günümüzde böyle bir koro aracılığıyla mücadeleyi devam ettiren bir tek biz varız.

Genç nesillerin, kendi kültürlerine olduğu kadar müzikal geçmişlerine de daha çok ilgi duyduğu ümidini taşıyorum. Barışçıl, ´kültürel savaşçılar´ olarak toplumu kapitalizmden başka bir şekilde yeniden örgütleyeceksek, kendi müzikal ve kültürel gücümüze dayanmak dışında bir seçeneğimiz yok. Ayrıca bunu yaparken, yeterince saygı görmeyen ve kaybolmaya yüz tutmuş kültürel öğeleriyle Aztek kültürünü kurtarmak gerektiği düşünüyoruz.

MÜZİK ORTAK KAVRAMLAR ETRAFINDA DÖNER

Bestelediğiniz şarkılarda tekrar eden sözcükler neler? Belirli kavramlar başka kültürler ile paralellik taşıyor mu?

Hindistan´dan, Afrika´ya ve bizim coğrafyamıza kadar pek çok farklı kültürün müziği, yaşam-ölüm, kayıp, acı, umut gibi ortak kavramlar etrafında döner. Müzikolojik açıdan benim tarihsel dayanak olarak gördüğüm iki teorik temel söz konusu: Nietzsche ve Freud. İlk düşünür, doktora tezinden itibaren, kültürü müzikal temeller ile ilişkilendiriyordu. Freud ise kültür ile iç içe olan bedenlerin ve bedensel hareketlerin koreografik bir nitelik taşıdığı fikrini geliştirdi. 20’nci yüzyıl felsefesi içinde özellikle feminizm çalışmalarında pek çok insan müzik ile bedenlerin bu ilişkisine dikkat çekmiştir. Her durumda, müziğin bize ne anlattığını gerçekten anlayabilmek için ona kapitalizmin ötesinden bakmak gerekiyor. Bu bakımdan dünyanın farklı yerlerindeki yerli halkların müziğini yapan müzisyenlerin de benzer bir kaderle karşı karşıya olduğu söylenebilir.

BirGün

What do you think?

10k Points
Upvote Downvote

Tierärztin betreut seit 34 Jahren 800.000 Tiere am Fuße des Tianshan-Bergs

Sonderführung anlässlich des Weltkindertages