in , , , , , ,

İlhami Akter: Erdoğan’ın hakimlerinden kaçış

Eleştiri

"Otobiyografi diyebileceğimiz yazın çalışması"

İlhami Akter’i Hamburglular hatta federal çapta Almanlar, otuz yıl aradan sonra gittiği memleketinde sosyal medya paylaşımlarından dolayı önce gözaltına alınıp, sonra da cezaevine atılmasıyla tanıdı. Ona ve benzerlerine uygulanan bu faşizan uygulamalar her türlü fikir ve düşünce özgürlüğü düşmanı uygulamalara dönüştü. Benzer yolla tutuklama ve keyfi gözaltıların yoğunlaştığı dönemde Almanya Cumhurbaşkanı benzer konumdaki vatandaşlarını uyarma ihtiyacı duyarak, buralarda bizim fikir özgürlüğü dediğimiz davranış biçimlerinin Türkiye’de suç olabileceği yönünde uyarılarda bulunmuştu.

İlhami Akter’in tek suçu var o da Kürt olmak. Kitabın adını beğenmedim, zira salt Erdoğan’ın hakimlerini suçluyormuş gibi. Oysa Erdoğan’dan önce de aynı ırkçı ve keyfi zihniyetteki hakimler, Kürtlere düşman kafalar yine benzer nice kararlara imza atmadılar mı? Hoşuma giden ve İlhami Akter’in bu anlamlı ve değerli çalışması, yani başından geçenleri, o süreç içerisinde yaşadıklarını yazıya dökerek anlatması, tarihe kalıcı notlar düşme istek ve kararlılığı oldu.

Otobiyografi diyebileceğimiz yazın çalışması her ne kadar gözaltına alınıp geri Hamburg’a dönüş süreçlerini kapsıyor olsa da, yazar usta ve akıcı bir dille ve oldukça da başarılı flash back yöntemiyle, bizi kronolojik olarak çocukluğundan itibaren günümüze getirip götürüyor. Ustaca anlatının ilgili yerlerine serpiştirilmiş bu geriye dönüşler hem anlatıyı güçlendirmiş, hem de yazarın nasıl bir dünyadan geldiğine, sıradan örneklerle hayatına ve yaşam hikayesine dair kapsamlı bilgilerle eserini zenginleştirmiş.

Akter bilinen yöre insanın yaşadıklarını yaşayan sıradan bir Kürt. Otuz yıl önce geldiği Almanya’dan Türkiye’ye Alman vatandaşı olarak gitmiş. Otuz yıl sonra yine aynı benzer koşullar ile geri geliyor. Adeta ikinci bir iltica macerasına atılmış, yeniden kaçmış yani tarihin tekerrür etmesini sanki bir daha yaşamış gibi. Heyecanlı ve sürükleyici polisiye bir roman değil anlatılanlar, kurgusu güçlü thriller filan da değil, aksine bizzat yaşanmış, birebir kişisel tanıklıkların yazıya ustaca dökülmüş trajik hali.

Şüphesiz sosyal medya tutuklamaları Erdoğan’ın siyasi kültüre eklediği önemli utançlardan biri. Kendi halkına dava açan ikinci bir devlet adamı ülkenin tarihinde yok. Ama sıradan Kürtlerin yaşadıkları, devlet güçlerinin keyfi davranış ve uygulamaları çok daha eski ve köklü zihniyetlerin marifeti. Yazarın onca yıl sonra gittiği memleketinde yine benzer davranışlarla karşılaşması onca zaman boyunca o topraklarda hiçbir şeyin değişmediği, hatta daha da berbatlaştığının kanıtından başka bir şey değil. Bu anlamda Yazar İlhami Akter’in tarihsel belge niteliğindeki bu çalışması unutulmaz bir yere ve öneme sahip.

Sıradan Türkiyeli göçmenler sıkça Almanların ırkçılıklarından dem vururlar ama söz konusu olan Türkiye, Türkiye’de Kürtlere karşı uygulanan resmi veya gayri remi ırkçılığı nedense görmeyi pek istemezler. Akter’in duyarlı üslubu, akıcı dili, edebi tat veren anlatıcı yanı görmezden gelinecek gibi değil. Satır aralarında dikkat edenler onun güçlü bir kalemi olduğunu, sağlam bir anlatıcı damarı olduğunu kolaylıkla görebilirler. Bu anlamda “Erdoğan’ın hakimlerinden kaçış”, alışılmışın dışında güçlü bir kalemin ifadelerinde kendisini övgüye değecek boyutlarda ustalıkla yansıtmış.

İlhami Akter gözaltına alınışını, cezaevinde geçirdiği süreci ve kaçak yollardan yıllardır vatandaşı olduğu Almanya’ya gelişini üç bölüm halinde bu kitabında okura sunuyor. Akıcı bir dil, sürükleyici ama gerçek yaşanmış bir hikaye ve gelecek vaat eden ve umut ettiren güçlü bir kalem karşınızda. Sadece tavsiye edilecek değerli ve bir o kadar da anlamlı bir çalışma.

24.05.2021

What do you think?

9.8k Points
Upvote Downvote

Lufthansa bietet noch mehr Flüge in die Sonne

Regionen mit hohem Anteil Rauchender besonders stark von Lungenkrankheit COPD betroffen